AHBAP ÇAVUŞ KÜLTÜRÜ HUKUK KÜLTÜRÜNÜ GEÇERSE
Av. Durdu GÜNEŞ
Karşılıklı çıkarları gözeterek gelişen ilişki biçimi olarak
tanımlayacağımız ahbap çavuş kültürü;
içinde şark kurnazlığını, çıkarcılığı, çıkar sonrası vefasızlığı ve
samimiyet yozlaşmasını da içeren bir deyimdir.
Birey olmakta zorlanan kişilerin; hemşericilik, particilik,
bölgecilik, mezhepçilik gibi ortak paydalardan değer nemalanmasıdır ahbaba
çavuş kültürü.
Ahbap çavuş kültürü o kadar yaygın ve içselleşmiştir ki üst düzey
işler için değil halden taze balık alacaksan bile araya tanıdık koymak
gerekmektedir.
Ahbap çavuş kültürünün köklerinde; “Torpil geçmek” “Dayısı olan
dayısına dayanır.” “Dayısı var.” “Mahkemede dayın varsa korkma” “Arkalı köpek
kurdu boğar.” “Arkası güçlü” “Bizim arpalık” “Bizim kötümüz elin iyisinden
iyidir.” “Bizim adamımız” gibi deyimler yatar.
Ahbap çavuş kültüründe ne yetenekte olduğun ve neyi başardığından
ziyade kimlerden olduğun ve kimleri tanıdığın önemlidir.
Bir kişiyle tanışırken geleneksel olarak diyalog “Nerelisin
hemşerimle başlar, kimlerdensin ve
kimleri tanıyorsun?” şeklinde devam
eder. Bu durum aslında insan ilişkilerinde önceliklerimizi belirleme bakımından
ciddi bir ölçüt niteliği taşımaktadır.
Ahbap çavuş kültürü meşru dairede bir tanışma, kaynaşma ve
dayanışma yönünde kullanıldığında faydalıdır. Kırsal kesimden büyük şehre
gelmiş insanın şehir hayatının zorluklarına karşı hemşerilik bağıyla hayata
tutunması doğal bir tutumdur.
Meşru bir hakkı elde edebilmek için çıkan engeller karşısında
insanın yakınlarından yardım talep etmesinde de yadırganacak bir durum yoktur.
Kişinin hemşerisi, akrabası ve tanıdıklarıyla sosyal, kültürel,
ekonomik etkileşim içinde olması ve kendini geliştirmesi de olumlu bir
yaklaşımdır.
Bizim burada yazı konusu yaptığımız hukuki ya da ahlaki olmayan
taleplerin ahbap çavuş kültürü içinde halledilmesidir. Diğer bir deyimle hukuk
kültürünün yerine ahbap çavuş kültürünün ikame edilmesidir.
İşte bu noktada kurallar ve kurumlar yerli yerine oturmamakta ve
hukuk devleti yerine aşiret devlet ortaya çıkmaktadır.
Kişiler ahbap çavuş kültürüyle kuralları çiğnediğinde, haklı ile haksız yer değiştirmektedir.
Diğer
yandan kurumlar kişiselleşerek, kişilerin kurumlara güveni kalmamakta sadece
tanıdığı, akrabası, hemşerisi varsa o kişiler o kurumlardan düzgün hizmet alma
imtiyazına sahip olunmaktadır.
İktidar olma arzusu bile hukuk kurallarıyla ülkeyi yönetmekten
ziyade, ahbap çavuş kültürüyle devlet rantını
yandaşlara paylaştırma düşüncesine dayanmaktadır.
Ahbap çavuş kültüründeki ilişikleri; dikey ahbap çavuş ilişkisi,
yatay ahbap çavuş ilişkisi olarak sınıflandırmak mümkündür.
Dikey ahbap çavuş ilişkisinde örneğin bir torpil konusunda bir
torpil yapan üst düzey biri birde torpilden yararlanan bir ast kişi bulunur.
Torpili yapan Bakan, milletvekili, bürokrat ya da ekonomisi güçlü
hatırı sayılır kişi olabilir. Bu bir
kanaat önderi, bir cemaat lideri, ya da tarikat şeyhi de olabilir.
Ahbap çavuş kültüründe
tipik bir yol olan torpil kullanımı bu torpili yapan kişiye ne kazandırır?
1. Prestij sahibi yapar.
Önemli adam statüsü kazandırır. Çünkü torpil sahibinin keremine mazhar olmak isteyen
kişiler onun yörüngesine girerler. Suni de olsa ilgi ve itibar gösterilir.
2. Torpil yapmak en önemli
siyasi yatırım aracıdır. Bürokrasiden gelen kişiler siyasete atılmak
istiyorlarsa hemşerilerinin tayin, terfi, işe adam yerleştirme, hastane işleri
gibi konularında yardımcı olmaları beklenir.
Siyasetle uğraşan bir dostum bana eğer siyasete gireceksem
memlekete sık gidip, önüne gelene kart dağıtıp, hemşerilerimin Ankara’daki
işlerine yardımcı olmamın siyasi hedefte önemli bir yöntem olduğunu söylemişti.
3. Torpille iş yapmak bir
güç gösterisidir. İnsanlar işlerini mevzuat doğrultusunda yaptıklarında bunu
bir övünç kaynağı olarak anlatmazlar. İnsanlar kuyrukta bekler iken müdürün
odasına oturup, ayak ayaküstüne atarak, çay içerken işlerinin halledilmesini
övünerek anlatmaktaki mesaj şudur. Ben kuralların üstündeyim. Ben kuyrukta
bekleyen insanlardan üstünüm.
Torpilden yararlananlar
bakımından bu yol neden tercih edilir?
1. Çalışmadan, yorulmadan, hak edilmeyen bir
sonuca ulaşmanın cazibesi vardır. Bu durum bir çeşit milli piyango gibidir. Kendisinde
çalışma ve yetenek olarak, karşılığı olmamasına rağmen bir hak elde etmek,
erdemsiz ve cahil insan için oldukça sevindiricidir.
2. Torpilden yararlanarak “Benim arkam var,
benim çevrem güçlü” mesajı vermek, zayıf ve kişiliksiz insanları onare eder. Kağnının gölgesinde yatan it, ne büyük gölgem
var diye övünürmüş ya.
3. Çalışarak ve yeteneğini kullanarak artı bir
değer elde edememiş kişi torpil sayesinde caka satar,
adamlık taslar. Birilerinin adamı olarak değer ve kişilik bulduğunu düşünür.
Yatay ahbap çavuş ilişkisinde ise; bir çeşit
eşitler arası haksız işlemlerin takas edilmesidir. Bir torpil takasıdır. Yani
sen benim için haksız bir şeye göz yum ben senin için. “Al gülüm ver gülüm.”
Yapalım.
Özellikle taşrada hastanenin başhekimi, emniyet
müdürü, askerlik şube başkanı gibi birim amirleri arasında ahbap çavuş ilişkisi
sıkı olur. Zaten şehir kulübünde hep beraberlerdir.
Diyelim emniyet müdürü hasta olmayan biriyle
ilgili rahatlıkla rapor talebinde bulunur. Başhekim rahatlıkla bir trafik
suçunda emniyetin göz yummasını isteyebilir.
Bu tür ahbap çavuş ilişkisi o kadar
kanıksanmıştır ki yapanlar bunu asla yadırgamazlar. Çünkü asıl olan hukuk
kültürü değil ahbap çavuş kültürü anlayışıdır.
NE YAPMALIYIZ?
1.
Okul eğitiminde ahlak ve hukuk bilincinin geliştirilmesine
büyük önem vermeliyiz.
2.
Haklının hakkını aldığı, suçlunun cezasını çektiği, eşitler
arası dengenin bozulmadığı bir adalet düzenini hem yönetimde hem mahkemelerde
yerleştirmeliyiz.
3.
Hukuku çiğneyerek salt ahbap çavuş ilişkisiyle hak elde
edenleri hoş görmeyecek sosyal bir kültür yapısına sahip olmalıyız. Toplum
haksız insanları kahraman değil suçlu görmeli ki bunlar toplumda boy
gösteremesin.
4.
Kurumlara güven duygusu geliştirilmelidir. Hastaneye giden ille tanıdık hemşire, hasta
bakıcı, doktor arayışında olmamalıdır. Kurumlar kişiselleşmemelidir.
5.
Hukuka uyanlar hukuka uymayıp ahbap çavuş kültürüne
başvuranlardan daha karlı çıkmalıdır. Dürüstlük bedeli ağır bir meziyet
olmamalıdır.
6.
Erdem-çıkar ikileminde erdemi tercih edecek kalitede
insanların yönetimde yer alması sağlanmalıdır.
Aksi takdirde gelişmiş bir hukuk devleti değil az gelişmiş bir
aşiret devlet olmaya mahkûm oluruz.
Ahbap çavuş kültürünü terk edip hukuk kültürünü edindiğimizde biz
adam oluruz.