Hepimiz Her Birimiz İçin Hep Birlikte
Sağlık deyince her zaman hekim algılanmış. Hekimler konuşulmuş. Acaba hiç düşünen oldu mu sağlık hizmeti kimlerle verilir. Yani hekimlerin dışında da çalışanlar var mı? Hastanelerde biraz dolaşsak sağlıkla ilgili kimler çalışıyor belki bir kısmını görebiliriz. Gördüklerimiz ebe, hemşire, sağlık memuru ve hasta bakıcıdan ibarettir. Gerçekte böyle midir? Hayır… Gerçekte çalışan bir fabrika vardır. Evet, yanlış duymadınız bir fabrika hem de büyüğünden… 600-700 yataklı bir hastanede 1000-1500 kişi çalışıyor. Sakın rakamları görüpte bu kadar da olur mu demeyin. Bu sayılar Avrupa standartlarının yanında eksik bile kalıyor.
Şimdi bir bakalım kimler çalışır bir hastanede; hekim, hemşire, ebe, sağlık memuru, anestezi teknisyeni, laboratuvar teknisyeni, röntgen teknisyeni, diyetisyen, fizyoterapist, psikolog, sosyolog, tıbbi teknolog, makine ve elektirik mühendisi veya teknisyeni, aşçı, şoför, çamaşırcı, hizmetli, bekçi ve daha birçoğu… Ne kadar da çokmuş değil mi?
Bu kadar büyük bir sistem bu kadar büyük bir kadroyla kimse hissetmeden işletiliyor ve hastalara şifa vesilesi oluyor. Şimdi soruyorum başarı kimin? Hastanın iyileşmesine vesile olan kim? Olayı biraz daha netleştirelim. Bir hasta geldi ameliyat olacak. Hekim muayene etti, hastaneye yatırdı. Hastabakıcılar hastayı yatağına yatırıyor, hemşireler takiplerini yapıyor, hekimin söylediği tedaviyi uyguluyor, kanını alıyor hizmetli tahlil için götürüyor laboratuvar teknisyeni tahlilleri çalışıyor, aşçı yemeğini hazırlıyor, diyetisyen diyetini ayarlıyor, teknik elemanlar her türlü teçhizatın düzenli çalışmasını sağlıyor vb. bu listeyi oldukça fazla uzatabiliriz. Ama sanırım maksat anlaşıldı. Şimdi tekrar soruyorum hastanın şifa bulmasına kim vesile oldu. Şimdi biraz daha farklı düşünmeye başladık herhalde.
Bir gözlemimi burada aktarmak isterim. Asistanlığımda çocuk servisinin temizliğinden sorumlu bir hizmetli vardı. Her gün sürekli temizlik yapar ve ortalık pırıl pırıl parlardı. Bir gün rahatsızlandığı için gelemedi. Ortalık pislik içindeydi. Bir gün önceye göre değişen tek şey temizlikti. Ama, benim ilk aklıma gelen, insanlar bu pisliğin içinde tedavi olabileceklerini düşünürmüydü acaba. Sizce?..
Yine aynı şekilde acil bir durumda arızalanan bir malzemeyle ilgili teknik elemanların nasıl arandığını çok gördüm.
Olayı biraz daha basitleştirelim. Bir sağlık ocağı düşünün. Hekim, hemşire, ebe, sağlık memuru, çevre sağlık teknisyeni ve hizmetli var. Bir sağlık hizmeti veriliyor. Hekimimiz ekibin başı. Ebemiz sahaya çıkıyor gebe takiplerini yapıyor, bebek aşılarını yapıyor. Hemşiremiz ve sağlık memurumuz gelen hastalarla ilgileniyor. Enjeksiyonlar, pansumanlar yapılıyor. Çevre sağlık teknisyenimiz su ve diğer numuneleri alıyor. Bazı çevre sağlığı çalışmaları yapıyor. Sağlık çalışanlarının tamamı halka sağlık eğitimi veriyor. Hizmetlimiz sağlık ocağının temizliği ve diğer hizmetlerle ilgileniyor. Bu hizmetlerin tamamı hekimin gözetiminde ama ekip ruhuyla yapılıyor. Sonuç, başarı… Bu başarı kimin?.. Herkesin.”Başarının çoğu şunundur” dersek haksızlık etmiş olmaz mıyız? Gebeyi tespit edip takip eden, bebekleri aşılayan ebe hanıma veya sahadan numune alarak toplumu etkileyebilecek su kirliliğini tespit eden teknisyenimize haksızlık etmiş olmaz mıyız?
Şimdi bir kere daha düşünelim iyi bir lider ve işini iyi yapan ekip. Sonuç; başarı… Başarı kimin ? Hepimizin… Eğer böyle düşünürsek bizler başarılı oluruz. Yani hepimiz her birimiz için hep birlikte olursak son zamanlarda oldukça çok konuşulan itibar kaybının önüne geçeriz. Bu sayede birlik olur ve her birimizin hakkını savunabiliriz.
Sağlık hizmetini halkalardan oluşmuş bir yapıya benzetecek olursak, en zayıf halka kadar güçlü olduğumuzu unutmamalıyız.
Uz.Dr. Fatih KARA